17 May 2018

FISTIK EZMELİ SOĞUK BAR


Merhaba :)

Bir süredir severek yaptığım ve yediğim bir tarifi sizinle paylaşmak istedim. Hem dondurma gibi insanı ferahlatıyor hem de bir nevi şu ülker metrolardan ya da snicker çikolatalardan yemişsiniz gibi oluyor. Tabii bu daha güzeli, rafine şekersizi ve de 3 malzemeli.



Bu tarif için fit diyemem fakat oldukça sağlıklı. Tabii ki miktarı abartmazsanız fit sınıfına da girer :)

Abim normalde benim yaptığım şekersiz şeylerden uzak durur fakat bu tarifi kendisi bile o kadar beğendi ki, iş yerindeki kız arkadaşları bile sürekli benden tarif istediler. Aslında içine ne koyduğumu bilmeleri yeterli.

Ben spora gitmeden önce yiyorum enerji vermesi açısından.

Malzemeler göz kararı aslında. Siz istediğiniz miktarda kullanabilirsiniz. Ve de içerisine başka şeyler eklemek isterseniz keyif sizin :)


Malzemelerimiz;
*Fıstık ezmesi
*13-14 adet hurma
*bitter çikolata (Ben %80 kullandım)


-Tabii ki hurmaları önce sıcak suda beklettim ve de çekirdeklerini çıkarıp rondoda çektim. Yumuşak bir hurma kullanırsanız iyi olur. Donacakları için sert hurmalar iyice sertleşiyor ve dişinize zarar verebilir. Örneğin iran hurması yeterince yumuşaktır.

-Önce yağlı kağıt serdiğim bir kaseme fıstık ezmemi yaydım. Ben yaklaşık 1 su bardağı kadar kullandım fakat ölçmedim. Bunu buzluğa attım ve donmasını bekledim. 20-25 dakika sonra çıkarıp üzerine rondodan çektiğim hurmaları da ekledim. En üste de benmari usulü erittiğim çikolatamı döküp tekrar buzluğa attım. Yiyeceğim zaman çıkartıp ufak parçalara böldüm ve canım istediğimde bu parçalardan yedim.



Hem serin, hem leziz.


Devamını Oku »

16 Nis 2018

PLASTİK KAPAK KAMPANYASI


Özellikle bir dönemin popüler kampanyası olan plastik kapak toplama kampanyası, son zamanlarda üzücü bir şekilde çoğu kişi tarafından bittiği düşünülerek önemini yitirmeye başlamış bir kampanyadır.



BİTMEDİ! Arkadaşlar bu kampanya hala aktif bir şekilde devam ediyor. Lütfen biriktirmeye devam edelim. Plastik su şişelerinin kapakları, damacana kapakları, evdeki yağ şişelerinin kapakları hepsi de bu gruba giriyor.

Ben de bu tür faaliyetlerde yer almayı seven ve gönüllü olan biri olarak kapakları toplamaktayım. İş yerimde arkadaşlarım içtikleri şişelerin kapaklarını bana getiriyorlar. Özellikle en çok plastik şişede su tüketilen yerlerden biri olan spor salonumda da erinmiyorum ve utanmıyorum elime bir poşet alıp çöpe atılan kapakları tek tek çıkarıp yanımda götürüyorum. Bazen de çalışanlar yardım ediyor çıkarmama. Aslında sahibini salonda yakaladığımda, bir kenara bununla ilgili bir yazı asıp altına sırf bunun için ufak bir kova koymak istediğimi bildireceğim. Böyle bir şey için spora gelen hemen hemen herkesin hassasiyet göstereceğine eminim. Özellikle insanlar; toplayıp muhafaza etmek, çoğalınca ilgili yerlere kargolamak gibi angarya işleri kendileri için yapan birisinin olduğunu bildiklerinde daha duyarlı oluyorlar. Sonuçta yapacakları tek şey bitirdikleri suyun kapağını onları bekleyen kovaya atmak.

Angarya dediysem kendim için kesinlikle bunu angarya olarak görmediğimi belirtmek isterim. Mutluluğa giden bir yol benim için.

Hepimiz engelli adayıyız. Yarın ne olacağını bilmeden yaşıyoruz. Bir kişiye bile yardımcı olabilirsek ne mutlu bize.

Umarım bu tür güzel kampanyaları herkes kendini sorumlu hisseder ve de güzel bir iş başarmak için el ele verir.


Sağlıkla kalın..
Devamını Oku »

9 Nis 2018

KONYA GEZİSİ (KELEBEKLER VADİSİ)

(Dikkat bu post bol fotoğraf içerir!)

Son 2 senedir gezme işi beni iyice cezbetti. Günü birlik veya daha uzun olacak şekilde gitmek istediğim yerlere gitmek istediğim arkadaşlarımın eşliğiyle gidip geziyorum. Bu arada yalnız gezmeyi de çok sevdiğimden bazen sırf yalnız gezmek uğruna güzel planlar yaptığım da oluyor :)

7 Nisan Cumartesi akşamı hızlı tren ile Konya'ya geçtim. Ankara-Konya arası 1 saat 45 dakika sürdü. Akşam 22:00'da oraya varmıştım.

Daha önce gitmiştim aslında. Yaklaşık 3 yıl önce. O zaman günübirlik gidip aynı gün içinde Mevlana'yı, etrafındaki çarşıları, meram bağlarını gezmiştim. En çok meram bağlarını sevmiştim.

Neyse akşam geç yattım sabah kahvaltıdan sonra ilk işim kelebekler vadisine gidip gezmek oldu. Çok istiyordum orayı gezmeyi.


Ve çok çok sevdim. Benim şansıma biraz kelebek sayısı azdı. Çoğu koza halindeydi. Koza olarak görebiliyorsunuz. Nereden getirildikleri de yazıyor. Çoğu kelebek türü Filipinler'den getirilmiş.





Ortam onların istediği tarzda olduğundan bayağı nemli. Nemden hoşlanmıyorsanız çok hoşunuza gitmeyebilir. Ama büyüklü küçüklü bir sürü çeşit kelebek etrafınızda uçuyor, bazen kafanıza konuyor. Hani fantastik filmlerde ya da çizgi filmlerde olur ya onun gibiydi :)




Giriş fiyatları öğrenci için sanırım 5 TL'ydi. Ben tam bilet aldım 12,5 TL ödedim.

Ufak bir şelale, her yerde çiçekler, kelebeklerin hoşuna giden meyveler vardı.



2 adet Ara ararauna cinsi papağan vardı. Çok büyük ve güzellerdi gerçekten. Fıstık yiyorlardı :)






Kelebekler bölümünün bitiminde böcek bölümü başlıyor. Bu bölümün girişine 'Böcek sineması' koymuşlar. Çocuklar için çizgi film tarzı böcek filmleri oynuyor. Belki de ileride ki donmuş böcek bölümüne geçmeden biraz daha sevimli olarak göstermek istemişlerdir.



Ama içeride izleyen kimse yoktu.
Büyükler daha çok merak edip içeriye bakıyordu :)




Devamında hem kelebekler hem diğer cins böceklerin dondurulmuş halleri ile açılamalarının yer aldığı ufak odalar var. Çocukların ilgisini çekmek ve korkmamalarını sağlamak için küçük maketler şeklinde böceklerin oyuncaklarını da koymuşlardı. Güzel bir düşünce olmuş.








Dikkatli bakarsanız görünenler dal değil, dal gibi görünen böcekler..







Çocuklar için yapılmış güzel maketler.




Çıkışta da dondurulmuş kelebek çerçeveleri satılıyor. Türlerine göre fiyatları da değişiyor. Param olsa şahsen ben de almak isterdim. Fakat keyfi bir şey için o fiyatları vermek istemedim.



Çıkışta hatıra defteri olarak yazılması için beyaz yapraklı bir defter bırakmışlar. Hemen hemen herkes güzel şeyler yazmış. Gözüme çarpan bir tanesi hariç :D

Turistlerin de ilgi odağı burası.


Sonrasında Sille'ye geçtim. Silledeki eski evler restorasyon halinde.



Ankara Hamamönü gibi düşünebilirsiniz. Ama buradan farklı tabii ki. Mesela İzmir Şirince'ye de benzetebilirim. Orası gibi yöre halkı el emeklerini satıyor, evlerinin bir kısmını pansiyon ve cafelere dönüştürmüş. Fakat burası Merkeze daha yakın olmasından dolayı daha kalabalık ve daha gelişmiş. Hala da her yerinde restorasyon çalışmaları devam ediyor. Yani bir sonraki gidişimde veya sizin gittiğinizde benim şu an gördüklerimden daha fazla şey görmüş olacaksınız veya olacağım.

Orada ilk Aya Elenia kilisesine gittim. Çok eski tarihli bu kilise (MS.327) yörenin taşlarından yapılmış.

İç kısmı çok güzel gerçekten. İşlemeler insanı hayran bırakıyor. İçinden küçük 2 ayrı odası var.





Restorasyonu yapılmış bir adet piyano da mevcuttu.



Küçük fakat güzel bir yer. Dış cepheden sarkan zincirler, yağmur suyunun bunları izleyerek yapının temeline değmeden biraz daha uzağa damlaması için sarkıtılmış.



Bahçesinde de ortodoks mezar taşları ve su yolu için yapılmış taş ürünler vardı.



Dış yapısında yer alan bazı figürlerin anlamları varmış fakat rehber yoktu sorabileceğim o yüzden merak içerinde ayrıldım oradan.


Yan taraflarında arkeolojik kazılar devam etmekteymiş.


Oradan sonra Zaman Müzesi'ne geçtim.


Kilisenin biraz ilerisinde. Ufacık bir yer burası. Eskiden kullanılan güneş saati ve köstekli saatler mevcut. Şahsım adına çok ilgi çekici buluyorum böyle şeyleri.






XIII. Osmanlı dönemi bronz usturlab

Bu müzenin yan tarafında eski hırıstiyanlara ait mezarlar ile doluydu.


Biraz aşağıda Sille Müzesi yeni açılmıştı.


Yine burası da ufak, 2 katlı bir yer. El yazmaları kitaplar, Kur'an-ı Kerim'ler, Seramik oymalar, kılıçlar ve kıyafetler barındırıyordu bünyesinde.



Grammer kitabı (1622)

Müştemilatta bulunan kabe iç örtürsü

Çoban giysisi

Özellikle bunlara bayıldım. Süslemeler o kadar güzel ki..



Bir kenarda yöre halkı kendi ürünlerini satıyordu: Çiçek satan, el yapımı tespih satan, bardak mısırcı, spiral patatesçi...


Ben de abimin uğurlu taşı olan 'Kaplan Gözü' taşından yapılmış bir tespih aldım kendisine hediye.

Konya'ya gidip etli ekmek yemeden dönmek saçma bir şey olurdu. ''Cemo'' diye bir yere geçtim. Bayağı ünlü misafirleri oluyormuş. Giriş yerlerinde hep oraya gelen ünlülerin fotoğrafları vardı.

Gerçekten çok lezzetliydi yemekleri. Konya da yemeklerde üçleme varmış; Etli ekmek, bıçak arası, konya böreği. Aslında konya böreğinin adı eskiden 'mevlana' diye anılıyormuş. Neden değiştirdiklerini sorduğumda 'Mevlana'ya saygısızlık olmasın diye' cevabını aldım. Etli ekmek ve Konya böreğinin tadına baktım.

O gün Konyaspor'un, Sivasspor ile maçı vardı. 5-0 aldılar maçı. Halk, maçlara bayağı ilgi gösteriyormuş. Maç çıkışı trafik o kadar kalabalıktı ki, trene yetişebilirim umarım diye dua ettim :)

Her yerde nargile içebileceğiniz cafeler mevcut. Bayağı seviyorlar nargileyi anlaşılan.

Akşam 19:10 treniyle geri döndüm. Dönerken Konya şekeri de almayı ihmal etmedim. Gayet eğlendiğim, gezdiğim güzel bir hafta sonu oldu benim için..


Sevgiyle Kalın..

Ve fırsatınız varken gezin :)




Devamını Oku »